Psikolog Elif Mendeş

Yazılarım

KİMSE BENİ GERÇEKTEN ANLAMIYOR

KİMSE BENİ GERÇEKTEN ANLAMIYOR

Bunu söyleyen çok insan var.
Ve ilginçtir, çoğu güçlü, ayakta duran, “her şeyi halleden” insanlar.
Ama biraz durup dinlediğinizde, bu cümlenin arkasında genellikle aynı şey duyulur:
“Benim duygularım hiç tam olarak görülmedi.”

Bazı şeyler çocukken başlar.
Bazı çocuklar çok uslu olur.
Bazılarına “çok hassas” denir.
Bazılarına ise “zor çocuk” etiketi yapışır.

Ama çocukken bize söylenen bu kelimeler, çoğu zaman kim olduğumuzu değil; nasıl yalnız kaldığımızı anlatır.

Bir çocuk ağladığında “abartıyorsun” denmişse, üzüldüğünde “buna mı üzüldün?” diye küçümsenmişse, zamanla şunu öğrenir:
“Benim hissettiklerim çok da önemli değil.”

Duygularının görülmemesi, çocuğun ne hissettiğinin fark edilmemesi değildir.
Çoğu zaman fark edilir, ama karşılık bulmaz.

Çocuk ağlar, üzülür, korkar.
Ama aldığı cevap şuna benzer:
“Bir şeyin yok.”
“Buna mı üzüldün?”
“Geçti artık.”

Burada çocuğun gerçekliği, yetişkinin gerçekliğiyle yer değiştirir.
Bazı çocuklar bu yüzden çok uslu olur. Ağlamaz, istemez, rahatsız etmez.

Bazıları ise daha çok ağlar, daha çok zorlar. Aslında verdikleri mesaj aynıdır: “Beni görün.”

Görülmek, duyguyu düzeltmek değildir. Çözüm bulmak da değildir.

Görülmek bazen sadece şudur:
“Şu an korktun.”
“Bu sana ağır geldi.”
“Canın acımış.”

Bu cümleler duyguyu büyütmez. Tam tersine, sakinleştirir.

Bu çocuk büyür.
İlişkilerinde hep anlayan taraf olur.
Çok verir ama istemekte zorlanır.
Her şey yolundayken bile içinde bir boşluk hisseder.

Bir çocuğun ihtiyacı mükemmel ebeveynlik değil, duygusunun görülmesidir.

SON BİR NOT
Bazen bugün yaşadığımız tepkiler, bugüne ait değildir.
Bir bakışın, bir cümlenin, bir sessizliğin bu kadar can yakması; bir zamanlar görülmeyen, karşılanmayan bir duygunun hatırasıdır.

Bunu fark etmek kendimizi suçlamak için değil, kendimize daha şefkatli bakabilmek içindir.
Çünkü çoğu zaman iyileşme, “Ben neden böyleyim?” sorusuyla değil, “Ben bunu ne zaman öğrenmişim?” sorusuyla başlar.

SANA KÜÇÜK BİR DAVET
Bugün “Kimse beni gerçekten anlamıyor” düşüncesi içinden geçtiğinde, bir an durmayı dene.
Bu duyguyu hemen bastırmaya, mantıkla susturmaya çalışma.

Sadece şunu fark et: Bu his, belki de anlaşılmaktan çok görülmeye ihtiyaç duyuyor.
Kendine şunu söyleyebilirsin:
“Bu his boşuna gelmedi.”
“Bir zamanlar duyulmamış bir parçam konuşuyor.”

Bazen insanın ihtiyacı olan tek şey, birinin onu anlaması değil; önce kendisinin, kendi duygusunun yanında durabilmesidir.

Ve bazen, tam da bu duruş insana ilk kez gerçekten anlaşıldığını hissettirir.