ASLINDA MESELE BUGÜN DEĞİL
Bazen gün içinde küçük bir şey olur. Bir mesaj geç gelir.
Bir cümle beklediğimizden sert çıkar. Bir bakış eksik kalır.
Ve bir anda içimizde büyük bir şey uyanır.
Yaşanan aslında küçüktür ama his çok büyüktür.
Bu yüzden çoğu zaman kendimize kızarız.
“Abartıyorum.” deriz.
“O kadar da önemli değil.”
Ama bazen gerçekten mesele bugünkü olay değildir. Çünkü insan bazı şeyleri bugünde değil, çok daha önce öğrenir.
Çocukken…
Dünya ile kurduğumuz ilk ilişkilerde.
Çocuklukta insan sadece konuşmayı, yürümeyi öğrenmez.
Aynı zamanda şunları da öğrenir:
Ne zaman sevilirim?
Ne zaman yalnız kalırım?
Ne istersem fazla olurum?
Ne gösterirsem kabul edilmem?
Bunlar kimse tarafından açık açık söylenmez.
Ama çocuk yaşadıklarından sonuçlar çıkarır.
Ve o sonuçlar zamanla bir yol olur.
İnsan büyüdüğünde, o yolları farkında olmadan taşımaya devam eder.
İlişkilerinde, sınırlarında, kendine nasıl davrandığında…
Buna bazen şema deriz. Ama ismi çok da önemli değildir.
Önemli olan şudur: Bir zamanlar bizi koruyan bu yollar, bugün bizi yoruyor olabilir.
Güzel olan tarafı ise şudur: Öğrenilen her şey yeniden öğrenilebilir.
Bir gün durup şunu diyebildiğinde bir şey değişir:
“Ben böyleyim diye değil…”
“Ben bunu bir zamanlar öğrenmişim.”
İyileşme çoğu zaman tam burada başlar.
SON BİR NOT
Bugün yaşadığımız yoğun duygular, çoğu zaman bugünkü olaylardan değil, geçmişte karşılanmamış, görülmemiş ihtiyaçlardan beslenir.
Bunu fark etmek kendimizi suçlamak için değil, kendimize daha yumuşak bakabilmek içindir.
Çünkü değişim çoğu zaman “Ben neden böyleyim?” sorusuyla değil, “Ben bunu ne zaman öğrenmişim?” sorusuyla başlar.
SANA KÜÇÜK BİR DAVET
Bugün içinde bir şey büyüdüğünde, bir an durmayı dene.
Hemen kendini düzeltmeye çalışma.
Hemen haklı ya da haksız arama.
Sadece şunu sor:
Bu his bana nereden tanıdık geliyor?
Belki de bu duygu, bugünün değil, bir zamanlar görülmeyi bekleyen bir ihtiyacın sesi.