Psikolog Elif Mendeş

Yazılarım

Mesele Bugün Değil: İçimizdeki Çocuk Hâlâ Konuşuyor

Mesele Bugün Değil: İçimizdeki Çocuk Hâlâ Konuşuyor

Hadi sizinle bir karakter oluşturalım.

Yaşını siz belirleyin.
Kadın ya da erkek olması önemli değil.
Hayatın içinde güçlü görünen biri olsun.

Ama bu karakterin anlam veremediği bir tarafı var.

Bazen çok hassas.
Bazen bir anda aşırı mesafeli.
Bazen küçücük bir eleştiride içi dağılıyor.
Bazen de hiçbir şey olmamış gibi duygularını kapatıyor.

Bir tartışmada ya çok yoğun tepki veriyor ya da tamamen susuyor.
İçinde bir şeyler olurken dışarıdan sakin görünüyor.

Ve çoğu zaman şunu düşünüyor:
“Ben neden böyleyim?”

Terapide hikâye genellikle buradan başlar.
Kişi bugünü anlatır.
Son tartışmayı.
Son kırgınlığı.
Son öfkeyi.

Ama terapi sadece bugüne bakmaz.
Çünkü bugünkü tepkinin kökleri çoğu zaman çocuklukta atılmıştır.

Şimdi hikâyeyi biraz geriye saralım.

Bu karakter çocukken ne öğrendi?

Belki ağladığında “Abartma.” denildi.
Belki ihtiyaç duyduğunda kimse gelmedi.
Belki hata yaptığında sevgi geri çekildi.
Belki “Uslu” olduğu sürece değerli hissedebildi.

Çocuk zihni uzun uzun analiz yapmaz.
Sadece şunu öğrenir:
“Böyle davranırsam güvende olurum.”

Ve o öğrenme yıllarca saklanır.

Bugün biri eleştirdiğinde verilen yoğun tepki,
aslında sadece o ana ait değildir.
Bir zamanlar hissedilen değersizliğe de dokunur.

Bugün biri mesafe koyduğunda,
sadece o anki uzaklığa değil,
geçmişte yaşanmış yalnızlığa da tepki verilir.

Bazen de başka bir şey olur.

Kişi duygularını tamamen kapatır.
Umursamaz gibi görünür.
Yakınlaşmak yerine uzaklaşır.
Canı yanacak bir durum olduğunda içten içe donar.

Bu çoğu zaman soğukluk değildir.
Bu, bir zamanlar fazla hissettiği için yorulmuş bir çocuğun kendini koruma biçimidir.

Hissetmemek daha güvenli gelmiştir.
Uzak durmak daha az acıtmıştır.
İhtiyaç duymamak hayal kırıklığını azaltmıştır.

Çocukken işe yarayan bu korunma biçimi,
yetişkinlikte ilişkileri zorlaştırmaya başlayabilir.

İnsan yakın olmak ister ama tam yaklaşamaz.
Bir yanıyla bağ kurmak ister, diğer yanıyla geri çekilir.

İşte terapi bu yüzden çocukluğa bakar.

Suçlamak için değil.
Geçmişi kurcalamak için değil.
Bugünkü tepkilerin nereden geldiğini anlayabilmek için.

Çünkü insan ancak kendi hikâyesini gördüğünde
kendine daha şefkatli bakmayı öğrenir.

Son Bir Not

Çocukluk, geçmişte kalmış bir dönem değildir.
Bir kısmı hâlâ bizimle yaşar.
Bazen verdiğimiz tepkiyi büyüten,
bazen bizi uzaklaştıran,
bazen de kalbimizi gereğinden fazla hassas yapan o eski parçadır.
Onu anlamak, zayıflık değil; olgunlaşmanın bir adımıdır.

Sana Küçük Bir Davet

Bu hafta bir anı fark etmeye çalış.
Yoğun bir duygu yaşadığın bir anı.
Kendine şunu sor:
“Bu duygu bana ilk ne zaman tanıdık gelmişti?”
Cevap hemen gelmeyebilir.
Ama o soruyu sormak bile içindeki çocuğa doğru atılmış bir adımdır.

Çünkü bazen mesele bugün değildir.
Bazen mesele, bir zamanlar öğrenilmiş bir hikâyedir.