Psikolog Elif Mendeş

Yazılarım

Geç Kalmış Hayırların Hikâyesi

Geç Kalmış Hayırların Hikâyesi

Birine “hayır” dediğinde için daralıyor mu?

Sanki kötü bir şey yapmışsın gibi…
Sanki biraz fazla olmuşsun gibi…
Sanki karşındaki kırılacak ve bunun sorumlusu sen olacakmışsın gibi…

Çoğumuz sınır koyarken zorlanıyoruz. Ama bu zayıflık değil. Bu, geçmişte öğrendiğimiz bir ilişki biçimi.
Birçok insan çocukken şunu öğrendi: Uyumlu olursam sevilirim. Sessiz kalırsam sorun çıkmaz. İtiraz etmezsem ilişki bozulmaz.

Çocuk aklı için bu oldukça mantıklıydı. Çünkü en temel ihtiyaç güvende hissetmekti. Eğer itiraz ettiğinde surat asıldıysa, duygun küçümsendiyse ya da “abartıyorsun” denildiyse, zihin şunu kaydeder: Kendimi geri çekmek daha güvenli.

Yıllar geçer, büyürüz. Ama beden o eski kaydı taşımaya devam eder. Bu yüzden yetişkinlikte sınır koymak bencillik gibi hissedebilir. Aslında yaptığımız şey sadece bir cümle kurmaktır; fakat içeride eski bir korku harekete geçer: “Ya beni sevmezlerse?”

Tam da bu noktada öfke devreye girer.
Öfke çoğu zaman geç kalmış bir sınırın dışa vurumudur.
Kişi uzun süre “tamam” der. İçine atar. İdare eder. Anlayış gösterir. Ancak ihtiyaçları görülmez, sınırları fark edilmez. Bir noktadan sonra küçük bir olay yaşanır ve beklenenden daha büyük bir tepki ortaya çıkar.

Örneğin; sürekli son anda planı değiştirilen birini düşün. Her seferinde sorun çıkarmamak için susar. Ama bir gün küçük bir gecikmeye bile sert tepki verir. Aslında mesele o gecikme değildir; daha önce konulamamış sınırlardır.

Ya da iş yerinde sürekli fazladan sorumluluk alan biri… Hep “olur” der, yorulduğunu dile getirmez. Sonra bir gün basit bir rica karşısında bile tahammülü kalmaz. Öfke, uzun süredir söylenmemiş bir “hayır”ın sesi haline gelir.
Sınır koyamamak ilk başta uyumlu ve iyi niyetli görünür. Ancak uzun vadede içten içe biriken kırgınlık, yorgunluk ve anlaşılmama duygusu yaratır. Kişi bir süre sonra şunu fark eder: “Ben ne istiyorum?”

İşte sınırsızlığın en görünmeyen bedeli budur.
Sınır koymak sevgiyi azaltmaz. Mesafe yaratmak değildir. Kavga çıkarmak değildir.
Sınır koymak, ilişkide kalırken kendini de koruyabilmektir.

Sakin bir şekilde “Bu bana iyi gelmiyor.” diyebilmek…
Ve bunu söylerken suçluluk duygusuyla baş etmeyi öğrenmek.

Son Bir Not

Sınır koymak bir anda öğrenilen bir beceri değildir. Özellikle yıllarca uyumlu kalarak güvende kalmışsan, bugün “hayır” demek bedenine risk gibi gelebilir. Bu çok insani. Kendine kızmadan, küçük adımlarla ilerlemek mümkündür.

Sana Küçük Bir Davet

Bu hafta bir yerde küçük bir sınır denemesi yap. Büyük bir çatışma olmak zorunda değil. Sadece gerçekten istemediğin bir şeye nazikçe “Hayır, şu an bunu yapmak istemiyorum.” demeyi dene. Sonrasında bedenine bak. Suçluluk mu geliyor, rahatlama mı? Sadece gözlemle.

Çünkü değişim, önce fark etmekle başlar.