Psikolog Elif Mendeş

Yazılarım

Mercan’dan Anneye Mektup

Mercan’dan Anneye Mektup

Anneciğim,
Bu satırları sana, henüz konuşamasam da bütün bedenimle anlatmaya çalıştığım duygularla yazıyorum.
Bazen seni yanıma çağırmamın, yanında uyumak istememin, seni hemen istememin nedenini merak ediyorsun ya…

İşte bu mektup, o sessiz isteklerimin sesi olsun istiyorum.
Senin yanında yatmak istiyorum, çünkü sen yanımdayken kendimi güvende hissediyorum.
Bedenim minicik, kalbim kocaman ama sinir sistemim daha olgunlaşmadı.

Yanına uzandığımda:
– Kalp atışını duyuyorum; ritmi bana düzen veriyor.
(Burada önce limbik sistemim devreye giriyor. Bu, bebeklerde duyguları yöneten en aktif beyin bölgesidir. Duygular hızlı ortaya çıkar ama onları düzenlemek için gereken sistemler henüz tam gelişmemiştir.)
– Kokunu alıyorum; oksitosin salgılıyorum. (Oksitosin: temas, güven ve bağlanma anlarında salgılanan; sakinlik ve sevgi hissi yaratan “bağlanma hormonu”.)
– Tenin tenime değiyor; kortizolüm düşüyor. (Kortizol: stres anlarında artan; huzursuzluk, gerginlik ve aşırı uyanıklık sağlayan “stres hormonu”.)
– Nefesini hissediyorum; kendi nefesimi onunla uyumlandırıyorum.

Bunların hepsi bana “güvendeyim” sinyali veriyor. Çünkü duygularımı yöneten limbik sistemim çok güçlü çalışıyor ama onu sakinleştirecek “fren merkezim” olan prefrontal korteksim henüz olgun değil.
(Prefrontal korteks; beklemek, sakinleşmek, tepki seçmek ve zaman algısı gibi becerilerin merkezidir ve bebeklikte tam çalışmaz.)

Yani sen yanımdayken içimdeki fırtınalar duruyor.
“Hemen gelsin istiyorum,” çünkü beklemek bana çok zor geliyor.
Biliyor musun anne, ben henüz dürtü kontrolü olan bir insan değilim; ben sadece bir bebeğim.
Bir şeyi istediğimde, benim için bu “hemen olsun” anlamına geliyor.
Çünkü prefrontal korteksim henüz “dur, bekle, sabret” komutlarını veremez.
(Bu bölge beynin en ön kısmıdır; dürtü kontrolü, zaman algısı ve bekleyebilme gibi işlevler burada gelişir. Çocukluk boyunca yavaş yavaş olgunlaşır, ergenlik döneminde bile tam olarak bitmez.)

Bu yüzden iki dakika bile bana bir ömür kadar uzun gelebilir.
Uyurken bana destek olmanı istiyorum, çünkü sinir sistemim seninki gibi olgun değil.
Uykuya dalmak benim için sadece gözlerimi kapatmak değil:
Duygularım, nefesim, kalp atışım ve bedenim hep bir arada sakinleşmek istiyor.
Ama bunu tek başıma başarmak için henüz çok küçük ve yolun başındayım.

Ben henüz kendi kendimi sakinleştiremem; bu yüzden senin sakinliğine dayanarak sakinleşiyorum.
Yani “kendi kendimi düzenleme” becerim (öz düzenleme) gelişmediği için “seninle birlikte düzenlenmeye” (birlikte düzenleme) ihtiyacım var. (Burada frontal lobum ve prefrontal korteksim hâlâ “nasıl sakinleşeceğimi” öğrenecek yolları kuruyor.)

Yani aslında ben ayıp yapmıyorum, nazlanmıyorum, şımarıklık etmiyorum; sadece beynim henüz bunu başka bir şekilde yapabilecek kadar gelişmiş değil.

Son Bir Not

Büyüdükçe bir gün yanında yatmak istemeyeceğim. O gün geldiğinde bu mektubu sakla anne, “Mercan neden hep beni çağırıyordu?” diye düşündüğünde açıp yeniden oku: Çünkü benim dünyam sensin. Ve güvende olmayı önce senden öğreniyorum.(Limbik sistemim “güven”e doydukça, prefrontal korteksim “bağımsızlık” için güçlenir.)

Bugün sana yaslanıyorum, yarın dünyaya güvenle adım atabilmek için.
Sen benim sakinlik anahtarımsın.
Ben ise kendi anahtarımı yavaş yavaş yapmayı öğreniyorum.

Sana Küçük Bir Davet
Bu gece uykuya dalarken yine yanıma gel anne.
Elini elime koy, nefesimi dinle, kalbimi duy.
Ben büyürken, senin yakınlığın bana güç, senin kucağın bana dünya olsun.
Bir gün kendi kendime uyuyacağım ama bugün, hâlâ sana çok ihtiyacım var.

Sevgilerle,
Mercan