Çocukluğuma…
Zaman geçtikçe şunu daha iyi fark ediyorum:
Ebeveynlik sadece büyütmek değilmiş. Çocuğun gözünden dünyayı yeniden görmek, kendi sesini yeniden duymak, eski yaraları onarırken yeni duygulara yer açmakmış.
Bir çocuğun en çok ihtiyacı, duygularının taşıyabileceğini bilen bir yetişkinmiş.
“Susunca rahat ederiz” değil,
“Hissetmene yer var, ben buradayım” hissi gerekirmiş.
Sevginin sınav gibi verilmediği, koşullara bağlanmadığı bir ortam:
Uysal olunca çoğalan, yanlış yapınca eksilen değil…
“Varsın, bu yeter” diyen bir sevgi.
Ve sınırlar…
Engellemek için değil, korumak için.
“Dünyayı keşfet, ama yanında duruyorum” demekmiş güven.
Zamanla anlıyorum:
Bir ebeveynin psikolojik sorumluluğu, yalnızca çocuğun nefes almasını sağlamak değil, iç dünyasında nefes alabileceği bir yer bırakmakmış.
Bugün kendime dönüp bakınca, o dönemde duyulmamış cümlelerimi fark ediyorum:
Ne gerekiyordu, ne iyi gelirdi, ne eksikti…
Ve artık biliyorum: hala öğreniyorum, hala değişiyorum.