Ölüm Korkusu Bazen Bize Hayatı Hatırlatır
Ölüm düşüncesi bazı dönemlerde zihnimizde daha fazla yer kaplayabilir. “Ya bana bir şey olursa?” “Ya sevdiklerimi kaybedersem?” “Ya zamanım düşündüğümden daha azsa?”
Ölüm korkusu insan olmanın en temel varoluşsal kaygılarından biridir. Çünkü ölüm, kontrol edemediğimiz ve kesin olarak ortadan kaldıramadığımız bir gerçekliktir. Bu nedenle zihnimiz bazen kontrol ederek güvenlik yaratmaya çalışır. Bedenimizi sürekli kontrol edebiliriz. Hastalık belirtilerini araştırabiliriz.
Sevdiklerimizin başına bir şey gelmesinden sürekli endişelenebiliriz. Fakat ölüm ihtimalini tamamen ortadan kaldırmaya çalışırken başka bir şey olabilir: Hayatı yaşamayı ertelemeye başlayabiliriz. Sürekli güvende olmaya çalışırken bugünle temasımız azalabilir.
Varoluşçu bakış, ölüm farkındalığını yalnızca korkulması gereken bir şey olarak ele almaz. Ölümlü olduğumuzu bilmek, nasıl yaşamak istediğimizi de görünür kılabilir. Benim için gerçekten önemli olan ne? Zamanımı neye vermek istiyorum?
Bugün ertelediğim hangi hayatı yaşamak istiyorum? Belki de ölümün varlığını tamamen unutmak değil, onun bilgisiyle yaşamayı öğrenmek gerekir. Çünkü bazen ölüm korkusunun bize sorduğu asıl soru şudur: “Madem zamanın sınırlı, kalan hayatını nasıl yaşamak istiyorsun?”