Bir Çocuğa İyi Gelen Şey Bazen Ebeveyninde Başlar
Çocuğumuzun davranışında bir sorun gördüğümüzde ilk olarak onu değiştirmeye çalışabiliriz. “Öfkesini nasıl azaltabiliriz?” “Kaygısını nasıl geçirebiliriz?” “Neden beni hiç dinlemiyor?” Ama çocuklar ilişkilerin içinde gelişir.
Bu nedenle bazen yalnızca çocuğun davranışına değil, ilişkinin tamamına bakmak gerekir. Ebeveyn kendi geçmişinden getirdiği bazı hassasiyetleri farkında olmadan ebeveynliğine taşıyabilir. Çocuğun ağlaması onda yoğun bir çaresizlik yaratabilir. Çocuğun öfkesi kendi çocukluğundaki deneyimleri tetikleyebilir.
Ya da kendi kaygısı nedeniyle çocuğu aşırı koruyabilir. Bunların hiçbiri ebeveyni “kötü ebeveyn” yapmaz. Ama fark edilmeyen örüntüler tekrar etmeye daha yatkındır. Ebeveynin kendi duygularını, tetikleyicilerini ve ilişki örüntülerini fark edebileceği destekleyici bir alan, hem kendisi hem de çocukla kurduğu ilişki açısından değerli olabilir.
Ebeveyn kendi kaygısını düzenleyebildikçe çocuğun kaygısına da daha sakin eşlik edebilir. Kendi sınırlarını fark ettikçe çocuğuyla daha sağlıklı sınırlar kurabilir. Kendi çocukluğunu anlamlandırdıkça geçmiş ile bugünü birbirinden ayırabilir. Çocuklarımızın bütün sorunlarını çözmemiz mümkün değildir.
Ama onlarla kurduğumuz ilişkinin niteliğini değiştirebiliriz. Ve bazen bir çocuğun hayatındaki en önemli değişim, ebeveyninin kendi iç dünyasıyla kurduğu ilişkinin değişmesiyle başlar.